Gizli Kamera Modelleri | Casus Kamera Sistemleri | Ses Kayıt Cihazları | Dinleme Cihazı

Başlangıç » 3g gizli kamera fiyatları » gizli kamera modelleri ve insan tarihi bilgisi

gizli kamera modelleri ve insan tarihi bilgisi

Metin Pencere Öğesi

wifi gizli kamera : wifi gizli kamera, usb gizli kamera : usb gizli kamera, gizli kamera modelleri : gizli kamera modelleri, gizli kamera : gizli kamera, gizli kamera modelleri : gizli kamera modelleri, gizli kamera çeşitleri : gizli kamera çeşitleri, powerbank gizli kamera : powerbank gizli kamera, dijital ses kayıt cihazı : dijital ses kayıt cihazı, düğme gizli kamera : düğme gizli kamera, duvar saati gizli kamera : duvar saati gizli kamera, erkek kol saati gizli kamera . erkek kol saati gizli kamera, gözlük gizli kamera : gözlük gizli kamera, gülen surat gizli kamera : gülen surat gizli kamera, kalem gizli kamera : kalem gizli kamera, kravat gizli kamera : kravat gizli kamera, masa saati gizli kamera : masa saati gizli kamera, mouse ortam dinleme cihazı : mouse ortam dinleme cihazı, 8 mp gizli kamera . 8 mp gizli kamera, adaptör gizli kamera :adaptör gizli kamera, ampul şeklinde gizli kamera . ampul şeklinde gizli kamera, ayna arkası gizli kamera : ayna arkası gizli kamera, bebek bakıcı gizli kamera : bebek bakıcı gizli kamera, ses kayıt cihazı : ses kayıt cihazı, böcek ve gizli kamera bulucu : böcek ve gizli kamera bulucu, bluetooth gizli kamera : bluetooth gizli kamera, bebek bakıcı gizli kamera . bebek bakıcı gizli kamera, bayan kol saati gizli kamera : bayan kol saati gizli kamera, ayna arkası gizli kamera : ayna arkası gizli kamera, araba anahtarlık gizli kamera : araba anahtarlık gizli kamera, anahtarlik gizli kamera : anahtarlik gizli kamera, ampul şeklinde gizli kamera : ampul şeklinde gizli kamera, ampul gizli kamera fiyatları . ampul gizli kamera fiyatları, adaptör görünümlü gizli kamera : adaptör görünümlü gizli kamera, adaptör gizli kamera : adaptör gizli kamera, adaptör dinleme cihazı : adaptör dinleme cihazı, 8 mp gizli kamera : 8 mp gizli kamera, 5 saat kayıt yapan gizli kamera, 5 saat kayıt yapan gizli kamera, 3g gizli kamera : 3g gizli kamera, 2.el gizli kamera : 2.el gizli kamera, 1080p gizli kamera : 1080p gizli kamera, 1 gün kayıt yapabilen gizli kamera : 1 gün kayıt yapabilen gizli kamera, 1 ay kayıt yapan gizli kamera : 1 ay kayıt yapan gizli kamera, mouse ortam dinleme cihazı . mouse ortam dinleme cihazı, masa saati gizli kamera : masa saati gizli kamera, kalem ses kayıt cihazı : kalem ses kayıt cihazı, kalem gizli kamera : kalem gizli kamera, hd kol saati gizli kamera . hd kol saati gizli kamera, hareket sensörlü gizli kamera . hareket sensörlü gizli kamera, gülen surat gizli kamera . gülen surat gizli kamera, gözlük gizli kamera : gözlük gizli kamera, gizli gözlük kamera 720p gerçek hd : gizli gözlük kamera 720p gerçek hd, gece görüşlü gizli kamera : gece görüşlü gizli kamera, gece görüşlü casus kamera : gece görüşlü casus kamera, erkek kol saati gizli kamera : erkek kol saati gizli kamera, düğme gizli kamera : düğme gizli kamera, duvar saati gizli kamera . duvar saati gizli kamera, duvar arkası dinleme cihazı : duvar arkası dinleme cihazı, duman dedektör gizli kamera : duman dedektör gizli kamera, dijital ses kayıt cihazı : dijital ses kayıt cihazı, dijital gizli kamera kol saati . dijital gizli kamera kol saati, dijital ayna saat gizli kamera : dijital ayna saat gizli kamera, wifi li gizli kamera : wifi li gizli kamera, wifi gizli kamera : wifi gizli kamera, usb gizli kamera : usb gizli kamera, ses kayit cihaz fiyatlari : ses kayit cihaz fiyatlari, powerbank gizli kamera : powerbank gizli kamera, okuma gözlüğü gizli kamera . okuma gözlüğü gizli kamera

gizli kamera modelleri ve insan tarihi bilgisi

gizli kamera modelleri ve insan tarihi bilgisi Stu kırlar arasında bir yolda duruyordu. Ya2 güneşi tşjj jg|g| m
| yanda yemyeşil mısır tarlaları göz alabildiğine uzanıyordu. Uzaklardan İ kargaların çatlak sesleri geliyordu. Yakında biri akustik gitarla bir ilahlf f çalmaktaydı. Vic Palfrey gitarı hep böyle parmaklarıyla çalardı. Müzik! i çok güzeldi. Ama Stu çalınanın hangi ilahi olduğunu çıkaramadı. l-i Sonra müzik sustu. Bir bulut güneşi örttü. Stu korkmaya başladı. >5 I Korkunç bir şeyler olduğunu seziyordu. Salgın hastalıktan, yangından!
I ya da depremden daha büyük bir felaket. Mısırların arasına bir şey sak-i I lanmıştı. Gnu gözetliyordu. Kapkara bir şey vardı mısırların arasında. 18
Stu baktı, gölgelerin arasında o alev alev yanan bir çift kırmıza t gözü gördü. Çok gerilerdeydi. O gözler Stu’nun kalbinin insanı felce!
E uğratan umutsuzca bir dehşetle dolmasına neden oldu. Tavuğun san-i I sar karşısında duyduğu korkuya benzer bir duygu. Stu, «O,» «.liye.* ¡ düşündü. «Suratı olmayan adam! Ah, sevgili Tanrım! Ah, sevgili | t m
Sonra her şey bulanıklaştı, Stu huzursuzluk içinde uyandı. Nerede! [ olduğunu anlayamadı bir an. Sonra rahatladı. Neden sonra uykuyaf dalabildi. «Bütün o mısırlar,» diye düşünüyordu. «Gördüğüm lowa yal ¡ da Nebraska’ydı sanırım. Ya da Kuzey Kansas.» Oysa o yerleri hiç gör-l | memişti.
Gece yarısına iki dakika vardı. Patty Greer hemşirelerin nöbet yerin-! deki masada oturmuş, bir dergiyi karıştırıyordu. Biraz sonra gidip Bay Silvan ve Bay Hapscomb’u kontrol edecekti. Hap hâlâ uyumamıştı herhalde. Televizyon seyrediyordu. İyi bir insandı Korkuyordu ama uzmanlarla işbirliği yapıyordu. İnsana dik dik bakan Stuart Redman gib değildi. Bay Sullivan ise çok aksiydi.
Saat tam on ikide genç kız yerinden kalktı, koridordan gizli kamera beyaz oda 3 doğru yürümeye başladı. Odada önce üzerine ilaç sıkacaklar, sonre da o beyaz ölbiseyî giymesine yardım edeceklerdi. Birdenbire Patty’nit ^nu kaşınmaya Joâşladı. Kız cebinden mendilini çıkararak üç dek “içe aksırdı, mendili tekrar cebine soktu. Aksi Bay Sullivan’la nas gedeceğini düşünmeye dalmış olduğu için aksırıklarına aldııma
Bir gün sonra, yani 23 Haziranda, ülkenin başka bir yerinde Contk ental marka büyük beyaz bir araba 180 numaralı karayolundan homu* anarak kuzeye doğru çıkıyordu. Yaklaşık yüz elli kilometre hızla git* tekteydi. Beyaz boyası güneşte parlıyor, kromları ışık saçıyordu.
Bir süre öylesine dolaşmışlardı. Sonunda Poke’la Lloyd kaygılan* aya başlamıştı. Son altı gün içinde altı kişiyi öldürmüşlerdi. Bunlann asında Continental arabanın asıl sahibi olan adam, onun karısı ve kızı ı vardı. Ama eyaletlerarası yolda dolaşırken onları kaygılandıran bu nayetler değildi. Uyuşturucu ve silahlardı. Cinayet onların pek de dikite almadığı, önemsiz bir şeydi. Ama Arizona polisi onları İçi silah ve fuşturucu dolu çalıntı bir arabada yakalarsa başlarının derde gireceği-anlayabiliyorlardı. Üstelik kaçaktı onlar. Nevada sınırını aşar aşmaz ıçak sayılmaya başlamışlardı.
İşte |ki kafadar bu yüzden 180 numaralı karayoluna çıkmışlardı.
Poke. «Benzin azalıyor,» diye açıkladı.
UÖyd homurdandı. «Bu kadar hızlı sürmeseydin benzin de azal’ azdı.»
Poke, «Hop! Hop!» diye bağırarak gaz pedalına bastı. Araba sarsı-ak İlerledi. Yavaşladı. İlerledi.
I Uoyd haykırdı. «Yaşşa kovboy!»
«Hop! Hop!»
«Sigara içer misin?» ffl
poke, «Mal varsa, tabii içersin,» dedi. «Hop! Hop
Uoyd’un ayaklarının arasında büyük yeşil bir çanta duruyordu. Şj f sekiz kilo marijuana vardı çantada. Uoyd elini çantaya sokarak biri] l avuç marijuana aldı, sigara sarmaya başladı.
«Hop! hop!» Araba yolun ortasındaki beyaz çizginin bir sağına, birS soluna geçiyordu şimdi. i
I Uoyd bağırdı. «Kes şunu! Otu döküyorum!» i
«Ottan bol ne var? Hop!» i
«Haydi… Bu otu satacağız, oğlum. Marijuanayı başımızdan atmalı-| |tt. Yoksa enselenir, deliğe gireriz.»
«Pekâlâ, ahbap.» Poke arabayı tekrar düzgün sürmeye başladıp ama somurtmuştu. «Bu senin fikrindi. Berbat bir fikir.»
«Demin pek beğenmiştin.»
«Evet, ama Arizona’da dolaşıp duracağımız aklıma bile gelmemişti J casus gizli kamera Bu gidişle New York’a nasıl varacağız?»
Uoyd, «Peşimizdekileri şaşırtmaya çalışıyoruz, oğlum,» dedi.
Poke hâlâ somurtuyordu. «Ne şans be! Şahane iş görüyoruz. Yanı-y tmzda silahlardan ve uyuşturucudan başka ne var, biliyor musun? On, İ dolar. Birde kullanmaya cesaret edemediğimiz üç yüz dolarlık kre-, ıf kartı. Bu arabanın deposunu doldurtacak kadar bile paramız yok.» .«
Uoyd, «Para bir yerden gelir,» diyerek sigara kâğıdını yalayarak^ ^Ntırdı, sigarayı paneldeki çakmakla yaktı. «Mutlu günleri»
Poke yatışmamıştı. «Madem otu satacaksın, öyleyse niye içiyor* «m?
^kti, nişan alıp ateş etti. Poke’un suratının sol taralı adeta Qrt 1 soldu. etrafa kan, doku ve dişler saçıldı.
Poke bir çığlık attı. «Vuruldum?» Magnum’u elinden düşüt# iğerl gitti. «Beni vurdu, Uoydl Dikkat et! Beni vurdul Vurdu!» imiş kapıya çarptı, dışan çıkarak verandaya çöktü. î Sersemlemiş olan Uoyd ateşe başladı. Kendini korumaktan S refleks hareketiydi bu. Makinelinin homurtusu dükkânı doldurdu ^ I serve kutulan uçtu, şişeler kırıldı. Kovboy elbiseli adam sakin ve « kanlıydı hâlâ. Tekrar ateş etti. Lloyd kurşunun saçını ayıracak! yakınından geçtiğini hissetti. Hafif makineliyle içeriyi taramaya ba 5 Dükkân sahibi birdenbire tezgâhın arkasında gözden kayboldu. tel makinesi parça parça oldu. Kovboyun göğsünde üç delik açıldı, ad*. 1 ? mm İç organlan arkasından fırlayarak bir reklam levhasına yapıştı. Koy j boy yere yığıldı. Tabancası ve sigaraları hâlâ ellerindeydi.
^ * Korkudan deliye dönmüş olan Uoyd ateşi sürdürdü. Silah ellerindi ! casus gizli kamera ç ‘ısınmaya başlıyordu. Boş gazoz şişeleriyle dolu bir kutu yere devrildi snv^Cep kitaplannın rafı parçalandı. Sonra kurşun bitti. Şimdi dükkândan T sessizlik kulaktan sağır edecek gibiydi. İçeriye keskin bir barut kokus
^ . Uoyd onu yatıştırmaya çalıştı. «Onun işini bitirdim, Poke.» Anu .arkadaşı galiba onu duymamıştı. Berbat haldeydi Poke, Sağ gözü alev t\ ler saçan bir safire benziyordu. Sol gözü yoktu artık. Sol yanağı buha it? olmuştu. Konuşurken çene kemiğinin oynadığı görülüyordu. O tarafta!1 dişlerinin çoğu da uçmuştu. Gömleği kan içindeydını adamın kaba etine koydu, Magnum’u onun kafasına boşalt! maya hazırlandı. Lloyd ağzı bir karış açık bakıyor, hâlâ bütün bunlarırtf.
„asıl olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Aynı anda dükkân sahibi tezgâhın gerisinde doğruldu. Yüzünde/ çaresiz bir kararlılık vardı. İki eliyle bir çifteyi sıkıca tutuyordu
Poke, «Ha?» diyerek başını kaldırdı ve kurşunları yedi.
Lloyd gitme zamanının geldiğine karar verdi. Parayı düşünecek; ‘ değildi. Her yerde vardı para. Dönüp uzun adımlarla kapıya yürüdüijNi Bolları sanki yere dokunmuyordu. Dışarı çıktı. Tam basamakları indiğİtı, sırada Arizona Eyalet Polisine ait bir araba park yerine girdi. Şoförür| yanından inen bir polis tabancasını çekti. «Dur! Ne oluyor burada?» f
Uoyd, «Üç kişi öldü!» diye bağırdı. «Korkunç bir şey bu! Bu lşler| yapan adam arka kapıdan kaçtı. Buradan hemen uzaklaşacağım.» ConJl tinentat’a koştu, direksiyonun başına da geçti. Aynı anda memur bağtr-.u dı. «Dur! Dur yoksa vururum!» m
Uoyd durdu. Zaten anahtar arabada değildi. Polislerden biri taban-.»/ çayı Uoyd’un kafasına dayarken katil üzüntüyle, «Ah…» dedi. Diğer j polis ona hafifçe dokundu.
«Bizim arabanın arkasına bin.»
Dükkân sahibi verandaya çıktı. Çifte hâlâ elindeydi. Garip, tiz biri sesle, «Bili Markson’u vurdu!» diye haykırdı. «Öbürü de Bayan Storm’u-öldürdü. Tanrım! Ben diğerini geberttim. Tahtakurusundan daha ölü öl Biraz uzaklaşırsanız bunu da vururum.»
Polislerden biri, «Sakin ol, babalık,» dedi. «Eğlence sona erdi.» i
Yaşlı adam hâlâ haykırıyordu. «Onu durduğu yerde vuracağım!1 Geberteceğim onu!» Sonra selam veren İngiliz uşaklar gibi eğildi, ayak ” tabılarının üzerine kustu.
Uoyd, «Bu adamı bana yaklaştırmayın, olur mu?» dedi. «Deli sanı l dm
Nick, Şerif Baker’in bürosuyla hücrelerin arasındaki kapıy, a çent Hogan’la Billy Warner soldaki iki hücreye kapatılmışla^, Childress ise sağdaki iki hücreden bİrindeydi. Diğer hücre boşlu r/l kü Ray Booth kaçmıştı. Serseriler hemen delik anlıyla alaya başladı I :Childress, «Hey, dilsiz!» diye seslendi. «Hey, aşağılık dk¡/ ¡lİ
jburadan çıktığımız zaman başına neler gelecek dersin? Ha? Cevap ^jl bakalım. Başına neler gelecek?»
I Billy VVarner, «Bilmemnereni parçalayıp sana yutturacağım^ ded) gizli kamera modelleri l«Sen boğuluncaya kadar. Anlıyor musun?»
Bu alaylara yalnız Vince Hogan katılmadı. Üç kafadar 23 Haziran günü Calhoun Bölge Merkezine götürülecek, davaları başlayıncaya ı * kadar hapsedilecekl erdi. Biliyle M ike, Vince1 e kızgındılar. Şerif Baker, Vince’i iyice sıkıştırmış, o korkak da bülbül gibi ötmüştü. Baker, Nfck’e/ j «Onların yargılanmalarını sağlayabilirim,» demişti. «Ama jüri cnunde dava başladığı zaman ne olur bilemem. Sen tek kişisin. Onlarsa üç kişi. Ray Booth’u yakaladığımız zaman dört olacaklar.»
Nick adamların dudaklannı görmemek için başını eğerek yerleri süpürmeyi sürdürdü. Hücrelere yaklaşmamaya çalışıyordu.
Nick, Şerif John Baker’e karşı büyük bir saygı duyuyordu. Yüz on | gizli kamera modelleri beş kilo ağırlığındaki şerifi seçmenler «Büyük John» diye çağırırlardı Nick* in saygısının nedeni şerifin çalınan parasını telafi İçin ona iş verme* si değildi yalnızca. Baker, Nîck’i döven dört adamı yakalamaya çalış-nişti. Sanki Nick kasabanın en eski sakinlerinden biriymiş gibi. Şerif Dnu evine yemeğe götürmüş ve karısıyla da tanıştırmıştıı Jane Baker ığabeyinin başının dertte olduğunu bilmesine rağmen Nick’e çok dost-?a davranmıştı. Şerif de, kadın da gerçekten çok iyi insanlardı.
Nick işini bitirdikten sonra şerifin bürosuna döndü. Bakerln kottu-¡una oturarak bir an düşündü. Şerife hayat hikâyesini anlatacağına ermişti. Not defterini önüne çekerek yazmaya başladıKasım 1958’de, ska’daki Caslin’de doğmuşum. Babam | I ‘ iş. Ama durumu kötüymüş. Çiftlik yüzünden üç ayrı bankaya [ {*Varmış. Annem bana altı aylık hamileyken babam onu kasabaya, || Ijora götürmek istemiş. Yolda bir kaza olmuş. Babam kalp krizi|| I .¡rfT1jş ve ölmüş. Üç ay sonra ben dünyaya gelmişim. Sağır ve dilsiz^
I¿irçocuk. Babamı feci bir biçimde kaybeden annem için herhalde kötüi
IIut darbe olmuş bu. m
«Babamın ölümünden sonra annem çiftlikte bir hayli çabalamış?
11 gına başarıh olamamış. Borç yüzünden çiftlik elinden gitmiş. Hiçbir yakı-
II (»yokmuş. Tâ lovva’da, Big Springs’deki ahbaplarına yazmış. Onlar dâ|^
IIanneme bir fırında iş bulmuşlar.
«Oraya gidişimizi hatırlıyorum. 1967’ye kadar Big Springs’de otur-11 duk. gizli kamera modelleri Sonra annem bir kazada öldü. Kilise annemin cenazesini kaldırdı, İ!^ beni de yetimler evine gönderdi. Okuma ve yazmayı orada öğrendim, fc Rudy Sparkman adında biri bana yardıma geldi. Öyle biri benimle ilgi’| | lendiği için gerçekten çok şanslıydım. O da dilsiz ve sağırdı. Yetimlerây evit974’de iflas etti. Pek çok çocuğa yer buldular. Bana da, ‘Seni birli alenin yanına yerleştireceğiz,* dediler. ‘Eyalet onlara senin için para|| verecek.’ Ben Rudy’yle gitmek istedim. Ama o Barış Gönüllüleriyle Afri- ||j kaya gitmişti. Ben de kaçtım. On altı yaşındaydım. Galiba ilgililer bu||j yüzden beni bulmak için fazla uğraşmadılar. Başımı derde sokmazsam ^ ter şeyin yolunda gideceğine inanıyordum. Şimdiye kadar öyle de|t| oldu. Rudy her zaman, ‘Eğitim çok önemlidir, ’ dediği için mektupla f, ters alıyorum. Bir kente yerleştiğim zaman da dışardan lise bitirme sınavına gireceğim. Okulu severim. Belki ilerde bir gün üniversiteye de Iff Sterim. İşte benim hikâyem.»
22 Haziran sabahı Baker saat yedi buçukta işe geldiği sırada Nick |j 1% sepetlerini boşaltıyordu. Bir gün önce hasta gibi olan Baker dâhaff
Nick’i çiğnemesine ramak kalan Dr. Soames aynı sabah dokuz huçuğa doğru geldi. Kabarık beyaz saçlı, ince boyunlu, altmış yaşında* f bir adamdı. Mavi gözleri zekâ doluydu.
Dr. Soames, Nick’e, «Büyük John bana herkesin dudaklarına baka« fak neler söylediklerini anladığından söz etti,» dedi. «Ayrıça Büyüllk* , John senin dolgun bir ücretle işe girmeni istiyor. Onun için Şerifin elin-H de ölüp ölmeyeceğini anlamam gerekiyor. Gömleğini çıkar.»
Nick mavi iş gömleğinin düğmelerini çözerek çıkardı.
Baker bağırdı «Tanrım, şu hale bak!»
«Gerçekten çocuğu fena dövmüşler.» Soames, Nick’e dönerek» 1′ şakacı bir sesle ekledi. «Az kalsın sol göğsünü kay bed ¡yormuşsun,; oğlum.» Delikanlının göğsündeki kabuk tutmuş ay biçimi yarayı isareflp etti. Nick’in karnı ve göğsü mosmordu. Soames delikanlıyı muayenıH etti, gözbebeklerine dikkâtle baktı, sonunda da Nick’in kırılmış dişleri! nin köklerini inceledi. Bütün o çürüklere rağmen delikanlının yalnızci?|j dişleri ağrıyordu.
• Doktor, «Herhalde dişlerin ağrıyor.» dedi. Nick üzgün üzgün başın;, salladı. Soames konuşmasını sürdürdü. «O kökleri çektirmek zorunda kalacaksın. Sen…» Arka arkaya üç defa aksırdı. «Özür dilerim.» Eşyalar«« nı siyah çantasına koydu. «Durumun iyi, delikanlı. Yıldırım çarpmadığı ({ yadaZack’in barına tekrar gitmediğin sürece yaşayacaksın… O haplar« dan tekrar yaptırt. Konuşmayla ilgili gizli kamera sorunun fiziksel mi? Yoksa kulakta™ rının duymamasıyla-mı ilgili?»
Nick, «Ses tellerim yok,» diye yazdı. «Kulak zarım da»
Soames mırıldandı. «Klasik doğum kusurları. Çok yazık. Neyse Wd beynin sağlam. Gömleğini giy.»
Nick söylenileni yaptı. Soarries’tan hoşlanıyordu. Bazı bakımlarda«?: Rudy Sparkman’e benziyordu doktor.
Soames şerife döndü. «Şimdi sıra sende. Gömleğini çıkar, Büyük John.» Tekrar aksırdı ve burnunu sildi
«Çünkü karın seni muayene etmemi istedi. Senin ha üşünüyor. Daha da hastalanmanı istemiyo
e anlayamıyorum. Sen öldüğün takdirde ISR
debiliriz. Haydi, Johnny. Soyun.»
Baker İstemeye istemeye gömleğinin düğmelerini açı, Dğuk almıştım, işte o kadar. Bu sabah kendimi çok iyi hfesjy mbrose, aslında sen benden kötü durumdasın.»
Soames, «Sen doktora bir şey «Doktor^
5yler.» Baker gömleğini çıkarırken «Ne%j
öyle yayılması çok ilginç. Bayan La d
yle. Barker Yolundaki serserilerin çoğu durmadan /çerdei
illy VVarner da.»
. Şerif gömleğini çıkarmıştı. So dayadı-i zaman irkildi. « Tanrımi Ne soğ un?»
Soames’ın kaşları çatılmıştı. »Solukal… Soluk ver.»
Bakersoluk verirken hafifçe öksürdü.
Doktor şerifi uzun uzadıya muayene etti, sonra aker’in çenesinin altını yokladı. Şerif yüzünü
leye çalıştı. Soames, »Canının yanıp yanmadığını sormama gerek yok
pnırım,» dedi. «John, eve git ve yat.»
İ Baker gözlerini kırpıştırdı. «Bunu yapamayacağımı biliyorsun, Amb Jse. Burada üç tutuklu var. Onların öğleden
leleri gerekiyor. Dün gece bu çocuğu onların başında bıraktım. Am unu bir daha yapamam. Dilsiz o. Eğer dün gece aklım başımda olsay ı bu teklifini yine kabul etmezdim.»
«Ciğerlerinle ilgili bir hastalığın var. Soluk alışlarından bir hayli şid etli olduğu anlaşılıyor. Ateşin de yüksek. Senin gibi kilosu fazla bi dam İçin hiç de küçümsenmeyecek bir şey bu. Git, yat Yarın mdinl iyi hissedersen, o haytaları alıp götürürsün. Daha Msi plisine telefon et. Gelip onlar alsınlar.» rsı, ey
Baker özür dilercesine Nick’e baktı. «Biliyor musun, kendimi biraztp * bitkin hissediyorum. Belki biraz dinlenirsem
Nick, «Eve gidip yatın,» diye yazdı. «Ben yine dikkatli davranırım » I
Şerif, Nick’in hayatını yazdığı kâğıtları aldı. «Bunu eve götürebilirp miyim? Janey’nin de okumasını istiyorum. Senden çok hoşlandı. Nick,»fi
Nick de yazıyla cevap verdi. «Tabii götürebilirsiniz. Bayan Baker;, çok iyi bir hanım.»
«Bir tanedir o.» Baker içini çekerek gömleğini ilikledi. «Ateşim fek-8 rar çıkmaya başladı Hastalığın geçtiğini sanıyordum.»
-«Aspirin al.» Soames çantasını kapattı. «Benim hoşuma gitmeyeıw şu bezelerdeki iltihap »
Baker, «En alt çekmede bir puro kutusu var Nick.» diye açıkladı | «içinde bozuk para bulacaksın. Gidip yemek ye. Dönüşte eczaneye İla-I cini da yaptır. İçerdekiler öyle gözüpek haydutlar değil Çekmeye kaçî; para aldığını belirten bir kâğıt bırak. Ben eyalet polisini arayacağını. Akşama doğru o üç serseriden kurtulmuş olursun.»
‘ Nick, «İyi,» diye bir işaret yaptı.
Baker ciddi ciddi, «Seni yeni tanıdım ama çok güveniyorum,» dedii «Janey de iyi bir delikanlı olduğunu söylüyor. Dikkatli davran.»
Nick başını salladı.
Jane Baker akşam saat altıda geldi. Yemek ve süt getirmişti.
Nick, «Teşekkürler,» diye yazdı. «Kocanız nasıl?»
Jane güldü. Kestane rengi saçlı, ufak tefek bir kadındı. Üstü başı tertemizdi. Rengi solmuş bir blucin ve kareli bir gömlek giymişti. «John( kalkıp gelmek istedi ama onu caydırdım. Bu akşam üzeri ateşi o kadar yükseldi ki, çok korktum. Ama şimdi hemen hemen normale yakın. Galiba nedeni eyalet polisi. Johnny eyalet polisine kızmadıkça kendisini pek mutlu hissetmiyor.» *
Nick kadına soru sorarmış gibi baktı, k «Johnny’ye t ‘V* almak, gizli kamera modelleri için ancak yarın dokuzda bîrilerini
gönderebileceklerini söylediler. İçlerinden çok hastalanan 1 /a da daha fazla memur. Hasta olmayanlar da çok kimse ‘Sİ tatta Plne Bluff’takl hastanelere taşıyıp durmuşlar. Bu haa^Nİ talinde. Ambrose Soames fazla bir şey söylemiyor ama bir hayn tanırım.» Jane’in de endişeli bir hail vardı. Göğüs cebinden katlı te* ı çıkardı. «Hikâyen çok ilginç.» Kâğıtları delikanlıya verdi. «Tanm^ lisanların en şanssızısın, özürlü olmana rağmen bu hale gelebüı^ nsanda hayranlık uyandırıyor. Ağabeyim için senden tekrar özür die. I nek İstiyorum.»gizli kamera modelleri

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: